Burgerin Tarihçesi

13 Nisan, 2018

Amerikalılar için fast-foodun oldukça eski bir tarihi olduğunu tahmin etmek çok zor değil. Çıkış noktası, savaştan çıkan fakir Amerikan halkının dışarda bir şeyler yiyip eğlenebilmesi içindi. Değişen zaman, beklentiyi arttırdı ve Amerikalıların daha fazlasını istemesini sebep oldu. Burger ise fast-foodun ilâhı desek yalan olmaz! Bol sulu ve mükemmel ızgara ete kim hayır diyebilir ki? Öyle ki, ülkemiz de bu lezzeti adeta kucakladı!

Kolay ve seri hazırlanması, küreselleşme ve hatta kapitalizm bile burgerin tüm dünyaya yayılması yardımcı oldu. Etten bahsetmeye gerek bile yok. İki yumuşak ekmeğin arasına konulmuş olan et, biraz sos ve biraz da yeşillik, günümüzün vazgeçilemeyen fast-food ürünleri halini almıştır.

 

Nereden Nereye

 

Burgere benzeyen ilk şey, milattan sonra 1. yüzyılda Romalılar tarafından bulunan Isicia Omentata, yani kıyılmış et, çam fıstığı, karabiber, şarap ve garum lezzetlerinden oluşuyordu. Daha sonra, 13. yüzyılda kendisini tekrar gösteren burger lezzeti, Steak Tartare oldu. Moğollar, Avrasya’yı fetheden ve eti döverek yumuşatarak ekmeğin arasında yiyen atlılardı.

1700’lü yıllarda, Londra’da tütsülenmiş dana kıyması, karabiber, karanfil, küçük hindistan cevizi, sarımsak, sirke, tuz, kırmızı şarap ve rom kızarmış ekmek üzerinde servis ediliyordu.

İngilizlerin de bu lezzeti keşfetmesi pek uzun sürmüyor. Hamburg bifteği olarak adlandırılan bu lezzet, genellikle hafif füme, soğan ve ekmek kırıntıları ile karıştırılmış ve tuzlanmış, kıyılmış sığır eti içeren sert ekmeklerle çevrelenmişti.

1800’lü yıllarda, sığır eti kesme makinesi (bildiğimiz adıyla kıyma makinesi) tasarlandı ve patentlendi. Böylece, yeni lezzetlerin ortaya çıkması kaçınılmaz oldu. Daha sonra, New York’da domuz sosisi tüketildiği ve burgerin içine sığır eti koyulduğuna dair şüpheli ve çelişkili iddialar ortaya atılmıştı.

1885’de görünüş itibariyle ekmek dilimleri arasında bir sığır köfte ezilmişti ve ekmek dilimleri arasına yerleştiriliyordu. Müşteriler artık yemek yerken yürüyebiliyordu. Ne büyük buluş! Burgere fast-food demek için doğru zaman bu olabilir.

Bir kutlamada alevle pişirilmiş olan sığır köftesi görünüm itibariyle biraz daha burgere yakındı. 1900’lü yılların başında iki dilim tost ekmeği arasında sunulan dana köftesi, hamburgerin doğuşunu sağladı. Burger ile hamburger arasındaki fark da böylece ortaya çıkmış oldu. 1904’te bir firma sandviçlerle sığır etiyle hazırlanmış hamburgerler sattığını iddia etti.

Yemek arabasında yapılan satışlarda, 1916’da özel olarak üretilen çörekler ile burgerlerde kendi el yapımı malzemeleri kullanılmıştır. Yemek arabasından sonra, ilk restoranlar açılmaya başlandı. Yemek pişirme ve serviste çeşitli yenilikler meydana geldi. Self-servis kavramı da bu yenilikler arasında yerini edindi. Büyük firmalar, müşterilerin burgerlerini ve hamburgerlerini kendileri alması için teşvik etti. Müşteriler bu durumu benimsedi ve zamanla bu süreç normalleşti. Standart hâle gelmiş olan yemekten sonra ödeme yerine, yemekten önce ücret ödeme de bu sistemin bir parçası hâline geldi.

Büyük firmalar sadece restoranlarla sınırlı kalmadı ve artık reklam kampanyalarıyla da seslerini duyurmaya başladılar. Çeşitli çizgi karakterlerle, müşterinin ilgisini çekmek amaçlandı.

 

Burgerin Önlenemez Yayılışı

 

Peynirin köfte ile eritilmesi, çizburgerin ortaya çıkmasını sağladı. Köfte ile bütünleşmiş olan bu tat, oldukça sevildi ve çizburgerler de alıcılarını bulmaya başladı. Ancak, bu kadarı da yeterli değildi! Artık tek katlı burgerler de buradayım diyordu! İnanabiliyor musunuz? Burgerlerin içinde iki tane köfte bulabiliyordunuz…

Burger ve hamburgerden sonra büyük firmalar, ürünlerinde daha geniş çeşitlere yer verdiler. Sadece dana veya sığır eti değil, tavuk eti de chicken burger olarak alıcısıyla buluştu. Soğan halkaları, çıtır patatesler, nuggetlar ve elbette vejeteryan menüler doğdu ve artık siz de bir burger seversiniz…

 

Canın Bigbang çektiyse ne duruyorsun #bigbangci ? :)

Haydi bizi bul ve lezzet patlamasını doya doya yaşa !